Desteklediğimiz Yayınlar

Friedrich Engels’in 1895’teki ölümünün ardından o yılın sonbaharında Lenin’in yazdığı bu yazı ilk olarak 1896 yılında Rabotnik’te yayınlanmıştır. 

V. İ. Lenin - 5 Ağustos 1895’te Friedrich Engels Londra’da öldü. Dostu (1883’te ölen) Karl Marx’tan sonra, Engels, bütün uygar dünyanın modern proletaryasının en yetkin bilim adamı ve öğretmeniydi. Kaderin Karl Marx ve Friedrich Engels’i bir araya getirdiği andan bu yana, iki arkadaş yaşamları boyunca çalışmalarını ortak bir davaya adadılar.

Sinan Özbek - Friedrich Engels 28 Kasım 1820’de Almanya’nın Bremen Kentinde (Julich-Kleve-Berg) dünyaya geldi. Varlıklı bir tekstil fabrikatörünün oğluydu. Lise son sınıfındayken hümanist fikirlere duyduğu ilginin artması, babasıyla ilişkisinde de bir sorun olmaya başlıyor. Bu sorun, Engels’in babasının yanında çalışmaya başlamak zorunda kalmasıyla noktalanıyor. 1838 yılında daha 18 yaşındayken ticaret konusundaki eğitimine devam etmek için Bremen’e büyük işadamı Heinrich Leupold’un yanına geçiyor.

Şenol Karakaş - Engels’in o kadar genç yaşta statükoya öfke duymasına neyin sebep olduğu belli değil. Ama dünya işçi sınıfı Engels’in o kadar genç yaşta devrimci olmayı tercih etmesi nedeniyle çok şanslı. Şanslı çünkü Engels devrimci geleneğin oluşmasında eşsiz bir katkı yaptı. Dünyayı açıklama ve değiştirme mücadelesinin birliği olarak devrimci eylem olmadan, işçilerin bir dönem mücadelesi önceki dönemin deneyimlerinden faydalanamaz. Engels, muhtemelen dünya tarihine burnunu sokan azgınca artan yoksulluğun üstü örtülemez dehşetiyle yüz yüze gelen bir çağın unsuru olduğu için çok genç yaşta eşitsizliğe ve adaletsizliğe sürekli büyüyen bir öfke duymaya başladı.

Çağla Oflas - Kapitalizm öncesinde feodal devlet, ister bir krallık, ister büyük bir imparatorluk olsun, onun uyruğundaki halklar bir devlet topluluğu oluşturmakta ancak ulusal bir birlik oluşturmamaktaydılar. Ulusların tarihi, devletlerin tarihine oranla çok daha yakın bir zamana uzanır. Uluslar tarih sahnesine 18. yüzyılda çıktı. 19. yüzyılda da tüm dünyaya yayıldı. Bu dönem aynı zamanda kapitalizmin dünya çapında egemen olduğu bir dönemdi. Kapitalizmin ideolojisi olan milliyetçilik tüm dünyaya 1789’da Fransa’da burjuvazinin iktidara gelmesiyle birlikte yayılmaya başladı. 

Ozan Tekin - Karl Marx’ın aile içinde ona “general” lakabını takması veya ABD’nin dış politikasını etkilemek üzere yayımlanan The National Interest (Ulusal Çıkar) dergisindeki bir yazıda onun 1. Dünya Savaşı’yla ilgili öngörülerinin “Avrupa’nın bütün devlet adamlarının ve askeri liderlerinin gelmekte olan felaketin doğasını ve etkilerini anlayamadığı” bir ortamda çok önemli olduğunun vurgulanması tesadüf değil.

Özdeş Özbay - Marx ve Engels’in devrimci teorilerini ilk kez net bir şekilde ortaya koydukları çalışma olan Alman İdeolojisi 1845 yazı ile 1846 yazı arasında Marx’ın sürgün olarak gittiği Brüksel’de yazıldı. Engels, Marx ile çalışabilmek için Brüksel’e gelmişti ve birlikte ilk kez bu kadar yoğun bir çalışma fırsatı bularak Marksist kuramın temellerini attılar. Ancak bu önemli çalışma 1932 yılına kadar maalesef gün yüzüne çıkmadı. Kendi düşüncelerini bu çalışma ile netleştirmiş olan Marx ve Engels bu çalışmayı yayınlamak yerine hızla yükselen işçi sınıfı hareketine müdahil olmaya çalıştılar.

John Morris - Yabancılaşma, Marx’ın Hegel ve Feurbach’tan devraldığı bir kavram olup bu kavram onun ellerinde kapitalizmin bütüncül eleştirisini anti-hümanist bir sistem olarak teorize etmeyi mümkün kılan bir araca dönüştü. Marx, yabancılaşma teorisini ilk olarak erken dönem eserlerinden 1844 Ekonomik ve Felsefi Elyazmaları’nda geliştirmiş olsa da bu teoriyi Kapital dahil tüm iktisadî yazınının merkezine oturttu.

Séamus Ó Catháin - Gündelik söylemde “sömürü” kavramı genellikle ahlakî anlamda kullanılır. Aklımıza tehlikeli ve kötü koşullarda düşük ücretle sabahtan akşama kadar çalışan işçiler gelir. Bu tür olaylar, insan haklarının ihlal edildiği, Batı dünyasında yaşayan bizlerin sahip olduğu türden hakları yasaların teminat altına almadığı ülkelerde yaşanır. Aklımıza gelen en korkunç örnekler, Nike ve diğer çokuluslu şirketler tarafından Endonezya gibi ülkelerde işletilen berbat atölyelerdir.

Madeleine Johansson - “Ve şimdi bana gelirsek, modern toplumda sınıfların varlığını ya da bunlar arasındaki mücadeleyi keşfetme onuru bana ait de­ğildir. Benden çok daha önce burjuva tarihçileri, bu sınıf savaşımının tarihsel gelişmelerini, burjuva iktisatçıları da sınıfların ekonomik yapısını açıkça anlatmışlardır. Benim yaptığım yenilik şunları kanıtlamaktı: 1) sınıfların varlığının ancak üretimin gelişmesindeki belirli tarihi aşamalar ile sıkı ilişki içerisinde bulunduğu, 2) sınıf mücadelesinin zorunlu olarak proletarya diktatörlüğüne varacağı, 3) bu diktatörlüğün kendisinin de sadece, bütün sınıfların ortadan kalkmasına ve sınıfsız bir topluma geçişten ibaret olduğu.”

Mary Smith - Marx’ın mezarı başında 1883’te konuşan Engels, Marx’ın her şeyden önce bir devrimci olduğunu söylemişti. Hayattaki temel gayesi, kapitalist toplumun ve onun meydana getirdiği devlet kurumlarının yıkılmasına şu veya bu şekilde katkıda bulunmak, önce kendi konumunun ve ihtiyaçlarının farkına varıp kurtuluşunun nasıl gerçekleşeceği konusunda bilinçlenmesi gereken modern proletaryanın özgürleşmesine yardımcı olmaktı.

Fredy Perlman - Kabile insanının günlük pratik eylemi kabileyi yeniden üretir, sürekliliğini sağlar. Sadece maddî değil, aynı zamanda toplumsal yeniden üretimdir bu. Günlük eylemleri sonucu kabile üyeleri bir insanlar kitlesinin sürekliliğini sağlamakla kalmaz; bir kabileyi yeniden üretirler, yani insanların BELLİ eylemleri BELLİ şekillerde yaptıkları belli bir TOPLUMSAL BİÇİMİ yeniden üretirler. Kabile insanının bu belli eylemleri onun “doğal” özelliklerinden kaynaklanmaz. Arıların bal üretmesi “doğa”larının sonucudur.

Marx’tan Sigfried Meyer ve August Vogt’a Mektup, 9 Nisan 1870 - Yarından sonra Enternasyonal’le ilgili elimde ne kadar belge varsa hepsini sizlere yollayacağım. Ayrıca Basle raporlarından bir kısmını daha göndereceğim. Yollayacağım malzeme arasında, Genel Konsey’in İrlanda affı konulu 30 Kasım tarihli  kararlarını da bulacaksınız, benim önerimle alınan bu kararları zaten biliyorsunuz; ayrıca, Fenian [19. yüzyılda bağımsız bir İrlanda Cumhuriyeti için mücadele eden hareketin üyeleri] hükümlülerine yönelik davranışlara ilişkin bir İrlanda broşürü de yolluyorum.

Şenol Karakaş - Irkçılıkla mücadele bir çok açıdan önemli. 16 Mart’tan hemen önce Yeni Zelanda’daki ırkçı katliam bu önemi çok üzücü bir şekilde gösterdi. Otoriter popülist liderler, bir yandan demokratik hakları tırpanlarken öte yandan kendilerinden daha sağda konumlanan, faşist olduğunu gizlemeyen, açık bir şekilde ırkçılık ve göçmen düşmanlığı yapan siyasal güçlere de kapıyı aralıyorlar. 

Faruk Sevim - Seçim döneminde ekonomi önemli bir gündem maddesiydi. Bir anlamda soğanın fiyatı seçimin sonucunu belirledi. Hükümeti “tanzim mağazaları” kurtaramadı, seçimi kaybeden hükümet, şimdi tanzimleri de hızla kaldırmaya başladı. Hükümet yöneticileri, “4,5 yıl seçim yok, artık ekonomide reform zamanı” sözleri ile topluma dayatacakları acı reçetelerin ilk işaretlerini verdiler.

Ayşe Demirbilek - Seçimler biteli bir hafta oluyor ama adeta “ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi” gerginliği sürüyor. Sandıklar, tutanaklar, burun farkı ile önde giden isimler, yeniden yeniden sayılan sandıklar gündemi ile bitmeyen kim nereyi aldı tartışması sürüp gidiyor. Sandıktan çıkan sonuç elbette sayılara indirgenemeyecek kadar önemli ve bir dönemeç olma şansına sahip bir değişim isteğini gösteriyor. Şüphesiz ki sonuç ne olursa olsun değişimin yerini bulup bulmayacağını ve ne yönde bir değişimin yaşanacağını yine mücadele belirliyor olacak.

Şenol Karakaş - Erdoğan ve Devlet Bahçeli’ye bakılırsa, 31 Mart seçimleri bir ölüm kalım meselesi. 31 Mart seçimlerinde AKP-MHP ittifakına oy verilmemesi, bitmek bilmez beka sorununu çok travmatik bir evreye taşıyacak.

Yuri Prasad - ABD Sivil Haklar Hareketi’nin efsanevi lideri Martin Luther King, 1968 yılında Memphis’de kaldığı otelin balkonunda uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Dünyanın her yerinde, ırkçılığın ortadan kalkmasını ve Vietnam’daki savaşın bitmesini isteyen milyonlarca kişi King’in yasını tuttu. ABD şehirlerinde isyan dalgaları ortaya çıktı-yoksul siyahların da aralarında olduğu birçok kişi iç savaşa benzer bir durumun ortaya çıkmasını bekliyordu...

Özdeş Özbay - Irkçılık, kapitalizme göbeğinden bağlı bir ideolojidir. Dolayısıyla kapitalizm varolduğu müddetçe de ortadan kalkmayacak. Ancak kapitalizm içerisinde ırkçı pratikler ve ırkçı örgütlenmeler ile mücadele edebilir ve hayatlarımızı kolaylaştıracak kazanımlar elde edebiliriz. Irkçılığa karşı mücadele öncelikle işçi sınıfı içerisindeki bölünmeyi giderecek politikalarla yapılabilir...