Şenol Karakaş - “Çözüm süreci” içinden geçtiğimiz politik ortamın karanlığından bakınca çarpıcı derecede önemli, ufuk açıcı, moral verici, barışçıl bir dönemdi. Kürt sorunun her düzeyiyle, şaşırtıcı ölçüde özgürlükçü bir ortamda ele alınabildiği dönemin değeri kavranmadı. O dönemlerde “Çözüme evet Platformu” gibi adımlarla, sürecin desteklenmesi için milyonların hareketine ihtiyacımız olduğunu anlatmaya çalıştık...

Şenol Karakaş - Gara’nın ardından yaşananlar gösteriyor ki önümüzde sert bir mücadele dönemi bizi bekliyor. Bu mücadele döneminde ya “Güçlendirilmiş parlamenter rejim” için parlamento ittifakları peşinden koşacağız ya da daha büyük kitle eylemlerine ilham vermesi için eylem takvimlerimizi, mücadelenin ana hatlarında yol haritalarını şekillendireceğiz.

Faruk Sevim - Kocaeli’nde işçiler arka arkaya intihar ediyor. Kocaeli’ndeki altı intihar vakasının beşinin nedeni ekonomik çıkışsızlık. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği  (İSİG) Meclisi “son 8 yılda en az 506 işçi yoksulluk, ağır çalışma koşulları, işsizlik nedeniyle intihar etti” diyor, bu konudaki raporları derlemiş.

Kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği özellikle baskıcı toplumlarda net bir şekilde görmek mümkün. Kadın hareketi son yıllarda daha güçlü, sesi daha gür ve bilinci daha yüksek. Kadınlar uzun yıllardır kendi bedenleri üzerinde oluşturulmuş müdahaleye karşı mücadele ediyor, eşit işe eşit ücret için, kadın erkek arasındaki eşitsizliği yaşamın her alanında kaldırmak için, özgürlüğü için, yaşam hakkı, eğitim görme hakkı için kolektif bir bilinç yükseltiyor, toplumun dayattığı geleneksel rollere karşı sesini yükseltiyor, kabul etmiyor.

Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyeleri ve öğrencilerin sürdürdüğü büyük mücadele üzerine Sosyalist İşçi gazetesinin değerlendirmesi.

Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri 2021’e kayyum rektör Melih Bulu’ya karşı direnişle başlamıştı. Hükümetin tüm hedef göstermelerine ve polis baskısına rağmen eylemler devam ederken, mücadele eden öğrencilerle dayanışma da büyüyor.

Alex Callinicos - Ekonomi hakkında "uçurumdan yuvarlanmak" diye çok eski bir klişe söz vardır. Bu kez gerçekten tüm dünya ekonomileri için rahatlıkla kullanabilir. Geçen hafta ekonomik rakamları kısaca anlatan bir dizi grafik ortaya çıktı. Genellikle çok  inişli-çıkışlı grafiklerden bahsediyoruz ama bu değerler yumuşatılarak, görünüm daha hafif gösterilebilir. 

Temmuz 1870’de Bonaparte hanedanlığı Prusya’ya savaş ilan etti ve kısa sürede ağır bir yenilgi aldı. Yenilginin sonuçları Fransa için çok ağır oldu. Başta Paris olmak üzere bütün Fransa silahsızlandırılacak, kaleler Prusya askerlerinin kontrolüne geçecek ve Fransa 200 milyon savaş tazminatı ödeyecekti.

AKP ile MHP’nin ülkeyi yöneten yerli milli koalisyonu her alanda sorunlar yaratmaya devam ediyor. Ekonomide krizin olduğu, yoksulların çok zor koşullarda hayatlarına devam etmek zorunda oldukları sır değil. Dış politikada milliyetçi hamasetin sonuna gelindi, Suriye’den Libya’ya Türkiye devleti altemperyalist hevesleriyle zorladığı tüm kanalların tıkandığını görmeye başladı. İçeride baskılar, her tür demokratik muhalefetin sopayla susturulma girişimi, bunun yanında Bilim ve Sanat Vakfı’na kayyum atamaya kadar giden uygulamalar herkesin malumu.

Nuran Yüce - Tüm canlı yaşamı için önemi tartışmasız olan Yağmur ormanları hem iklim krizinin tehdidi atlında hem de şirketler tarafından yok ediliyor. Bu iki tehdidin kaynağı kapitalizm. Piyasaların dostu, milliyetçi ekonomi savunucusu aşırı sağcı Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ise tehdidi gerçek hale dönüştüren kişidir.

Şenol Karakaş - 20-27 Eylül’de iklimi, gezegeni, yoksulları, ekosistemi, yaşamı korumak için başlayan büyük ve yeni mücadele dalgasının yeni bir sıçrama noktası gerçekleşecek. Bu hareket yeni, genç ve çok kararlı. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de kolları sıvayan hareket çok genç. İlkokul, ortaöğretim öğrencileri kızgınlar. Hem bugünlerinin hem de geleceklerinin çalınmasına öfkeliler.