Nuran Yüce - Tüm canlı yaşamı için önemi tartışmasız olan Yağmur ormanları hem iklim krizinin tehdidi atlında hem de şirketler tarafından yok ediliyor. Bu iki tehdidin kaynağı kapitalizm. Piyasaların dostu, milliyetçi ekonomi savunucusu aşırı sağcı Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ise tehdidi gerçek hale dönüştüren kişidir.

Şenol Karakaş - 20-27 Eylül’de iklimi, gezegeni, yoksulları, ekosistemi, yaşamı korumak için başlayan büyük ve yeni mücadele dalgasının yeni bir sıçrama noktası gerçekleşecek. Bu hareket yeni, genç ve çok kararlı. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de kolları sıvayan hareket çok genç. İlkokul, ortaöğretim öğrencileri kızgınlar. Hem bugünlerinin hem de geleceklerinin çalınmasına öfkeliler.

Volkan Akyıldırım -  21. yüzyılda eşitsizlik o kadar büyük ki kapitalistler kapitalizmin geleceğinden endişe duyuyor. 2019, IMF yöneticilerinin küresel ekonomideki yavaşlamayı ve ABD-Çin arasındaki ticaret savaşını işaret ederek, kapitalizmin küresel bir krize doğru gittiği uyarılarıyla başlamıştı. 28 Nisan - 1 Mayıs tarihlerinde Los Angeles'te toplanan Milken Enstitüsü'nün yıllık küresel konferasında konuşan kapitalistler, sistemin geleceği hakkında korkularını dile getirdi.

Şenol Karakaş - Irkçılıkla mücadele bir çok açıdan önemli. 16 Mart’tan hemen önce Yeni Zelanda’daki ırkçı katliam bu önemi çok üzücü bir şekilde gösterdi. Otoriter popülist liderler, bir yandan demokratik hakları tırpanlarken öte yandan kendilerinden daha sağda konumlanan, faşist olduğunu gizlemeyen, açık bir şekilde ırkçılık ve göçmen düşmanlığı yapan siyasal güçlere de kapıyı aralıyorlar. 

Faruk Sevim - Seçim döneminde ekonomi önemli bir gündem maddesiydi. Bir anlamda soğanın fiyatı seçimin sonucunu belirledi. Hükümeti “tanzim mağazaları” kurtaramadı, seçimi kaybeden hükümet, şimdi tanzimleri de hızla kaldırmaya başladı. Hükümet yöneticileri, “4,5 yıl seçim yok, artık ekonomide reform zamanı” sözleri ile topluma dayatacakları acı reçetelerin ilk işaretlerini verdiler.

Ayşe Demirbilek - Seçimler biteli bir hafta oluyor ama adeta “ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi” gerginliği sürüyor. Sandıklar, tutanaklar, burun farkı ile önde giden isimler, yeniden yeniden sayılan sandıklar gündemi ile bitmeyen kim nereyi aldı tartışması sürüp gidiyor. Sandıktan çıkan sonuç elbette sayılara indirgenemeyecek kadar önemli ve bir dönemeç olma şansına sahip bir değişim isteğini gösteriyor. Şüphesiz ki sonuç ne olursa olsun değişimin yerini bulup bulmayacağını ve ne yönde bir değişimin yaşanacağını yine mücadele belirliyor olacak.

Şenol Karakaş - Erdoğan ve Devlet Bahçeli’ye bakılırsa, 31 Mart seçimleri bir ölüm kalım meselesi. 31 Mart seçimlerinde AKP-MHP ittifakına oy verilmemesi, bitmek bilmez beka sorununu çok travmatik bir evreye taşıyacak.

Yuri Prasad - ABD Sivil Haklar Hareketi’nin efsanevi lideri Martin Luther King, 1968 yılında Memphis’de kaldığı otelin balkonunda uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Dünyanın her yerinde, ırkçılığın ortadan kalkmasını ve Vietnam’daki savaşın bitmesini isteyen milyonlarca kişi King’in yasını tuttu. ABD şehirlerinde isyan dalgaları ortaya çıktı-yoksul siyahların da aralarında olduğu birçok kişi iç savaşa benzer bir durumun ortaya çıkmasını bekliyordu...

Özdeş Özbay - Irkçılık, kapitalizme göbeğinden bağlı bir ideolojidir. Dolayısıyla kapitalizm varolduğu müddetçe de ortadan kalkmayacak. Ancak kapitalizm içerisinde ırkçı pratikler ve ırkçı örgütlenmeler ile mücadele edebilir ve hayatlarımızı kolaylaştıracak kazanımlar elde edebiliriz. Irkçılığa karşı mücadele öncelikle işçi sınıfı içerisindeki bölünmeyi giderecek politikalarla yapılabilir...

AKP’nin iktidarda olduğu son 17 yılda kadınların yaşam koşullarında önemli dönüşümler gerçekleşti. İktidar partisi, her zaman sermaye sınıfının işgücü talebini karşılama hedefinin bir uzantısı olarak, aile merkezli politikalar üretti. Bu politikalara çoğu zaman kadınların rolünü ev içi işlerle sınırlayan, en yakıcı sorunlar olan tacizi, şiddeti, cinayetleri önlemekten uzak cinsiyetçi açıklamalar eşlik etti...

Nuran Yüce - Geçtiğimiz yıl İngiltere’de iklim değişikliğini durdurmak için harekete geçen aktivistlerin kendilerine seçtikleri isim ‘Yok oluş isyanı’ idi. İklim değişikliğinin yol açacağı kaotik, her açıdan eşitsizliğin derinleşeceği, felaketlerle dolu dünyayı tarif etmek için ‘yok oluş’ çok yerinde bir isim.