Bu yıl 1 Mayıs küresel salgın günlerine denk geldi. Salgın ise işçilerin her 1 Mayıs’ta dikkat çektiği, teşhir ettiği kapitalizmin foyasını açığa çıkarttı. Başta sağlık olmak üzere, eğitim, barınma gibi toplumun en temel ihtiyaçlarını özelleştiren, ticaretin konusu hâline getiren neoliberal politikaların katliam anlamına geldiğini tüm dünyada milyarlarca emekçi ve yoksul görüyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının merkezi olarak yayınlanan cuma hutbesinde, LGBTİ+'lar ve HIV'le yaşayanlar bir kez daha hedef gösterildi. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, "Ramazan: Sabır ve İrade Eğitimi" başlıklı hutbesinde nefret saçarak, salgın hastalıkların ve toplumsal sorunların nedenini LGBTİ+'lar olarak ortaya koydu.

Bugün 24 Nisan. 105 sene önce bugün soykırımın fitili ateşlendi. 240 kişi, sonraki birkaç gün içerisinde 2345 kişi, Ermeni toplumunun entelektüelleri, mebusları, şairleri, gazeteci ve yazarları, örgütlü siyasetçileri İstanbul’dan sürülmeye başlandı. Sürülenlerden 174’ü hiçbir yargılama olmaksızın infaz edildi. 1915’te yaşanan büyük yıkım böyle başladı.

Koronavirüs salgını karşısında cezaevlerindeki mahkûmların durumu tüm dünyada tartışılıyor. Hapishaneler, her yerde çok sayıda insanın kötü koşullarda bir arada bulundukları yerler olarak, virüsün hızla yayılmasına ve felaket sonuçlar doğmasına uygun ortamlar. Türkiye’de de bu konuyla ilgili, kamuoyunda “infaz yasası düzenlemesi” olarak bilinen değişiklik mecliste tartışılıyor.

Suriye'de savaşa karşı çıkanlar, tezkereye hayır diyenler, dışarıdan yapılan müdahalelerin vahim sonuçlar yaratacağını söyleyenler haklı çıktı. Suriye'ye üç yıl içinde üç sınır ötesi operasyon düzenleyen ve ülkedeki en büyük yabancı ordu durumundaki Türkiye'nin askerleri ile rejimin askerleri doğrudan çatıştı.

İktidarın dayattığı Kanal İstanbul adı verilen sermaye projesine birçok İstanbullu karşı çıkıyor. Antikapitalistler bu projeye karşı çıkış gerekçelerini ve taleplerini açıkladı.

Antikapitalistler platformunun açıklaması:

İstanbul'a kanal değil

işsizlere iş

depreme güvenli konut

iklim krizine karşı mücadele istiyoruz

Siyasi iktidar Kanal İstanbul denilen yıkım ve rant projesinde ısrarlı.

31 Mart seçimlerini iptal ettirenler, 23 Haziran'da sandıkta hezimete uğrayanlar, toplumsal olarak kabul görmemiş, bilim insanlarınca tehlikeli bulunan bir sermaye projesini dayatıyorlar.

Kanal İstanbul'a karşıyız çünkü:

• Bu proje hayata geçerse, AKP yönetiminde beton bir şehre dönüştürülen İstanbul ve bölgedeki çevresel tahribat geri dönüşü olmayan bir şekilde artacak.

• Şehrin temiz su kaynakları, tam da kuraklık ve su krizi yaşanırken, yok edilecek.

• Sanayi kirliliğiyle can çekişen Marmara Denizi daha da kirlenecek.

Kanal İstanbul'a karşıyız çünkü:

• Bu proje, dış kredilere bağımlı sermaye düzenini, borçlarını ödemek için borç bulmaya çalışan siyasi iktidarı ve ona bağlı bir avuç şirketi kurtarmak için atılmış bir adımdır. Hiç kimse Kanal İstanbul denilen girişimin çoğunluğun faydasına olduğunu ileri süremez. Aksine bir azınlığın çıkarına, hepimizin aleyhine.

• Deprem bölgesinde yüz binlerce insan güvensiz konutlarda yaşarken, insanları kurtarmak, onları güvenli konutlara yerleştirmek yerine kendini kurtarmaya çalışan azınlık, 1999 Marmara Depremi sonrası yaşanan feci durumu bir kez daha, (bu kez çok yüksek insani ve sosyal maliyetle) hazırlamaktadır.

• Milyonlarca işsiz iş ararken, bu proje gençler için, iş bulma umudunu yitirenler için bir seçenek oluşturmuyor.

• İktidarın tepeden inmeci tutumu, dayatmacılığı antidemokratiktir. Bu şehirde yaşayanların istekleri ve talepleri baskıcı bir tutumla reddediliyor.

Kanal İstanbul değil işsizlere iş, daha fazla okul ve hastane istiyoruz.

Kanal İstanbul değil iklim krizine karşı gerçek tedbirlerin alınmasını istiyoruz.

Deprem bölgesinde kanal değil, İstanbul'da risk altındaki konutlarda yaşayan herkese güvenli konut istiyoruz.

İstanbul'da ve her yerde baskı değil demokrasi talep ediyoruz.

Kanal İstanbul adı verilen sermaye projesi, iktidar ya da muhalefet partilerine oy vermiş, her görüşten ve kimlikten işçinin, emekçinin, yoksulların aleyhinedir.

Türkiye'ye iki nükleer santral dikmek, İstanbul'u bir kanalla yıkmak isteyen, iklim değişikliğini körükleyen kirli enerjiyi ve şirket çıkarlarını savunan siyasi iktidarın bu girişimini hep birlikte durduralım.

Antikapitalistler

iletişim: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Asgari ücret 2020 yılı için 2324 TL olarak belirlendi. Hükümet ve işverenlerin kararı ile belirlenen asgari ücretle en az 8 milyon emekçi geçimini sağlayacak. Ayrıca milyonlarca engellinin, işsizin ve emeklinin aylıkları asgari ücrete göre belirlenecek. Türkiye’de yaşayan insanların en az dörtte biri yani 20 milyon insan, asgari ücretin miktarından doğrudan etkileniyor. Bu kesim aynı zamanda en yoksul kesimler.