AKP, Suriye’deki savaşa daha fazla müdahil olmak için can atıyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ile ortak hareket ederek “IŞİD’e karşı mücadele” adı altında Suriye’ye kara harekâtı yapılması gerektiğini savunuyor. Eğer Türkiye'nin müteffiki ABD ve Rusya arasındaki Münih anlaşması Türkiye devleti/hükümeti için anlamlı ise, Suudi Arabistan'la girişmeyi düşündüğü harekât, var olan felaketin büyümesinden, yeni felaketlere yol açmaktan, çatışmanın genelleşmesinden başka bir işe yaramaz.

Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin imza kampanyası, hükümetin gerçeklerin duyulmasından, barış sesinin yükselmesinden ne kadar korktuğunu bir kere daha gösterdi. Anaakım medyada duymazdan gelinen çığlığı “çocuklar ölmesin” diyerek dile getiren Ayşe öğretmenin sesi, “bu suça ortak olmayacağız” diyen akademisyenlerin sesiyle birleşti.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, bir basın açıklamasının sonunda silahlı saldırıya uğrayarak aramızdan alındı.

Haziran'da Diyarbakır'daki HDP mitinginde yaşanan patlama, Suruç'ta Kobanê'ye dayanışmak isteyenlere saldırı, 10 Ekim barış mitingi katliamı ve şimdi de Tahir Elçi...

Barış isteyenler öldürülüyor.

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın aracının kurşunlandığı ortaya çıktı.

Kürt hareketinin son dönemde öne çıkan figürlerinden Demirtaş'a yönelik uzunca bir süredir yürütülen linç kampanyası, bir süredir suikast tehditleriyle yeni bir boyuta sıçramıştı.

Derin veya sığ hangi unsurların harekete geçtiğini uzun uzadıya aramaya gerek yok.

Bu olay, AKP hükümetinin uzunca bir süredir yürüttüğü Kürt politikasının ve Mehmet Ağar'dan Sedat Peker'e bir dizi isimle kurduğu kirli ittifakların sonucudur.

G-20 liderleri, 2015 yılında dönem başkanlığını üstlenen Türkiye'nin ev sahipliğinde, 15-16 Kasım tarihlerinde Antalya'nın Belek ilçesinde toplanacak.

Gezi direnişi başta olmak üzere kendisine yönelik her türlü muhalefeti "üst akıl" adı altında bir emperyalist komplo gibi göstermek isteyen AKP liderleri, dünyayı milyarlarca yoksul insan için yaşanmaz bir hâle getiren "üst akıl" ile, küresel elitlerle buluşacak.

Bugünden tam iki ay önce Cizre’de günler süren kuşatmaya karşı barış isteyenleri dayanışmaya çağırmış ve kuşatmanın derhal son bulmasını talep etmiştik. Cizre’deki sokağa çıkma yasağı, abluka ve sivillere dönük katliam ne yazık ki son olmadı. Cesedi günlerce buzdolabında bekletilmek zorunda kalan, 10 yaşındaki Cemile’nin acısı hâlâ tazeyken, bugün aynı sözleri Silvan için tekrarlıyor olmanın derin üzüntüsünü yaşıyoruz.

AKP savaş ve istikrarsızlığı kendi lehine çevirdi. 1 Kasım seçimlerinden kazanımla çıktı. Hiçbir anket firmasının öngöremediği bir şekilde seçim sonuçları AKP’nin yüzde 49’dan yüksek bir oy alması, oylarını 7 Haziran seçimlerine göre 4 milyondan fazla artırmasıyla sonuçlandı.

İki seçim arasında geçen dört ayda, siyasette en belirgin iki gelişme, çözüm sürecinin sona ermesi ve siyasal istikrarsızlıktı. Çok açık ki, her iki temel siyasal gelişme de AKP’nin elini güçlendirdi.

Ermeni halkının yüz yıllık adalet mücadelesinde tarihi bir zafer kazanıldı. Soykırımcı zihniyetin 100 yıllık inkâr, gasp, yağma politikalarının bir özeti olan Kamp Armen’i yıkma girişimi 175 gün önce durdurulmuştu. Bugün Kamp Armen’in tapusu Ermeni halkına iade edildi. Bu zafer öncelikle, yılmadan tam 175 gün boyunca kararlılıkla Kamp Armen direnişini sürdürenlerindir. Zafer Ermeni halkınındır.

Emek örgütleriyle meslek odalarının bugün Ankara’da düzenlediği emek, barış ve demokrasi mitinginde bombalar patladı.

AKP’nin çözüm sürecini rafa kaldırıp savaşı yeniden başlattığı, çatışmaların ve ölümlerin yükseldiği, HDP’nin ve Kürtlerin hedef hâline getirildiği ve saldırılara uğradığı süreç, bu tür provokasyonlara uygun zemini hazırlıyor.

Ankara Dikimevi’nde bir belediye otobüsü hızla durağa dalarak 12 kişinin ölümüne ve pek çok kişinin yaralanmasına yol açtı.

Ankara’da böyle bir kaza ilk defa olmuyor, 1994’ten beri Melih Gökçek tarafından yönetilen şehirde defalarca otobüs kazası yaşandı. Bu kazaların bazılarında aynen Dikimevi’ndeki kazada olduğu gibi otobüs durağa daldı. Ankara’da bizzat Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek tarafından uygulanan ulaşım politikaları başka bir deyişle “Gökçek tarzı neoliberalizm” tıpkı diğer kazalarda olduğu gibi 12 kişinin ölümüne yol açan kazanın da temel sorumlusudur.

7 Haziran seçimleri öncesi başkanlık için kampanya yapan Recep Tayyip Erdoğan, AKP’nin oylarının beşte birini kaybetmesiyle büyük bir yenilgi almıştı.

Bu mağlubiyeti hazmedemeyip, koalisyon görüşmelerini tıkadı ve ülkeyi erken seçime sürükledi.

Siyasal istikrarsızlığın derinleştiği koşullarda, Abdullah Öcalan'la aylardır görüşülmesini engelleyen devletin politikası olarak Kürt sorununda yeniden savaş başlatıldı.

Suriye'de Esad diktatörlüğünün ve IŞİD'in katliamlarından kaçıp Türkiye'ye sığınan, burada ise AKP hükümetinin ırkçılık, yoksulluk ve sefalete mahkûm ettiği mülteciler, insanca bir yaşam için ölümü göze alarak Avrupa'ya kaçmaya çalışıyor.

Ege'yi botlarla geçmeye çalışan 34 Suriyeli dün Didim açıklarında, 24 kişi bugün Datça açıklarında can verdi.

Bugün Edirne'de "Sınırlar açılsın" eylemi yapmak isteyen mülteciler polis tarafından engelleniyor. Edirne'ye giden yollarda polis ve jandarma tarafından ablukaya alınan Suriyeliler, zorla İstanbul'a geri döndürülmek isteniyor. Birçoğu devlet güçleri tarafından darp ediliyor. Polis, otogardan sınır kapısına yürüyüşe izin vermiyor.