Hükümet, olağanüstü hâl uygulamalarını darbecilere karşı olmaktan çıkardı, “yerli ve milli” olmayan, devletin politikalarına onay vermeyen herkese karşı kullanmaya başladı.

DSİP üyesi, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim elemanlarından Can Irmak Özinanır, üç ay süreyle görevinden uzaklaştırıldı.

Önce Binali Yıldırım, ardından Tayyip Erdoğan, "teröre destek" bahanesiyle öğretmenlere dokunacaklarını ilan ettiler.

"Halka değil devlete karşı" olduğu iddia edilen OHAL uygulamaları, yıllardır insanca bir yaşam ve barış için mücadele eden Eğitim-Sen emekçilerini hedef almaya başladı.

Dün ve bugün anaakım medyada çıkan haberlerde, 15 Temmuz darbesiyle ilgili soruşturma sırasında gözaltına alınan Mücteba Kılıç, DSİP üyesi olarak lanse edilmiştir.

Kılıç, 2010 yılında DSİP'in de bir bileşeni olduğu Darbeye Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu'nun çalışmalarında yer almış, daha sonra partimize üye olmuş, 2011 yılında ise DSİP üyeliğinden istifa etmiştir.

Suriye’de uluslararası büyük güçler ve onların müttefikleri Esad’ın da dahil olacağı bir geçiş süreci üzerinde uzlaşmaya çalışırken, Türkiye, bu pazarlık masasında elini güçlendirmek için yıllardır yapmak istediği kara harekâtını başlattı.

Ak Parti hükümeti, Suriye üzerinde en çok söz hakkı olan devletlerin Türkiye ve İran olduğunu iddia ediyor.

Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş geçtiğimiz günlerde "Başımıza gelen birçok şey Suriye politikasının sonucu" demişti.

Hükümetin birkaç sene öncesine kadar "kardeşim" dediği Esad rejimine karşı muhalefetin en mezhepçi unsurlarına destek veren, Suriye halklarının diktatörlüğe karşı mücadelesine Kürt düşmanı politikalarla müdahale eden, Suriyeli mültecilere sınırları kapatırken bu ülkeye silah sevkiyatını düşünen politikaları kuşkusuz hatalıdır.

Darbecilerin bir bölümü dışarıdayken, katiller Antep'te düğüne saldırıp katliam yapıyorken, edebiyatçı ve Özgür Gündem yazarı Aslı Erdoğan'ı hapiste tutmak her şeyden önce ayıptır.

Aslı Erdoğan, hikayeleri ve romanlarıyla dünyaca tanınmış bir edebiyatçıdır. Suçu ezilenlerden ve barıştan yana olmasıdır.

Gaziantep’te bir düğüne saldıran IŞİD canlı bombası, geceyi kana buladı. Açıklamalar en az 50 kişinin öldüğünü gösteriyor. Çok sayıda yaralı var.

Yine büyük bir acıyla yüz yüzeyiz. 5 Haziran 2015’ten beri, apaçık bir taarruz altındayız. Diyarbakır, Suruç, Ankara, İstanbul, Bursa, yine Ankara, yine İstanbul, Elazığ, Van, Diyarbakır… liste uzuyor. Ayda bir kez, onlarca kardeşimizi kaybettiğimiz bombalı saldırılara maruz kalıyoruz.

Başbakan OHAL’in “halka değil devlete karşı” olduğunu iddia ederken, Özgür Gündem gazetesi bugün bir kez daha yargı kararıyla “geçici olarak” kapatıldı. Diyarbakır Valiliği ise kentte yapılacak her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşünü “ikinci bir emre” yasakladı.

15 Temmuz’da başlatılan darbe girişimi, halkın kahramanca direnişi tarafından püskürtülmüştü.

İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok şehirde on binlerce insan, mermilere ve bombalara, atanmış askerler seçilmiş siyasetçilerin yönetimini askıya alıp ülkeyi sıkıyönetim altındaki bir baskı rejimine döndürmesin diye direndiler.

Birkaç saattir bir darbe girişimi içinde yaşıyoruz. Ordunun içindeki cuntacı bir yapı yönetime el koymaya çalıştı. TRT binası bombalandı. Ankara’da savaş uçakları alçak uçuş yaptılar. Bombalama sesleri hâlâ geliyor.

24 Nisan 1915 tarihinde İstanbul'daki Ermeni aydınlarının tutuklanmasıyla başlayan süreç, 1,5 milyondan fazla Osmanlı vatandaşı Ermeni'nin çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden en vahşi yöntemlerle öldürülmesiyle, devletin bütün olanaklarının seferber edildiği, kendisinden sonra gelecek olanlara örnek teşkil eden bir soykırımla sonuçlandı.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik anayasa değişikliği maddelerinin tümü üzerinden yapılan oylamada 376 kabul oyu çıktı. HDP’li vekillere yönelik bir şantaj olarak ele alınan dokunulmazlıklar meselesinde, AKP,CHP ve MHP milletvekilleri dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde oy verdiler.

Bir kez daha açığa çıktı ki, sorun Kürt sorunu olunca, partilerin isimlerinde harflerin farklı olmasının bir önemi kalmıyor. Sorun Kürt halkına baskı uygulamak olunca, AKP,CHP ve MHP, tek bir partiye dönüşüyor.