Şenol Karakaş - YSK’nın seçim iptal kararı siyasal dengelerdeki değişim açısından çok şey ifade ediyor. 31 Mart seçim süreci, başlı başına görülmemiş bir sağcı iklim içinde cereyan etti. İçinden geçtiğimiz seçim döneminin bu kadar sağcı ve kutuplaştırıcı olmasının ilk sorumlusu, başta AKP-MHP liderliği olmak üzere bu partilerin her düzeyde yöneticileridir. Hükümet ve Erdoğan, sürekli bir korku atmosferi yaratmaya çalışıyor.

Friedrich Engels’in 1895’teki ölümünün ardından o yılın sonbaharında Lenin’in yazdığı bu yazı ilk olarak 1896 yılında Rabotnik’te yayınlanmıştır. 

V. İ. Lenin - 5 Ağustos 1895’te Friedrich Engels Londra’da öldü. Dostu (1883’te ölen) Karl Marx’tan sonra, Engels, bütün uygar dünyanın modern proletaryasının en yetkin bilim adamı ve öğretmeniydi. Kaderin Karl Marx ve Friedrich Engels’i bir araya getirdiği andan bu yana, iki arkadaş yaşamları boyunca çalışmalarını ortak bir davaya adadılar.

Sinan Özbek - Friedrich Engels 28 Kasım 1820’de Almanya’nın Bremen Kentinde (Julich-Kleve-Berg) dünyaya geldi. Varlıklı bir tekstil fabrikatörünün oğluydu. Lise son sınıfındayken hümanist fikirlere duyduğu ilginin artması, babasıyla ilişkisinde de bir sorun olmaya başlıyor. Bu sorun, Engels’in babasının yanında çalışmaya başlamak zorunda kalmasıyla noktalanıyor. 1838 yılında daha 18 yaşındayken ticaret konusundaki eğitimine devam etmek için Bremen’e büyük işadamı Heinrich Leupold’un yanına geçiyor.

Şenol Karakaş - Engels’in o kadar genç yaşta statükoya öfke duymasına neyin sebep olduğu belli değil. Ama dünya işçi sınıfı Engels’in o kadar genç yaşta devrimci olmayı tercih etmesi nedeniyle çok şanslı. Şanslı çünkü Engels devrimci geleneğin oluşmasında eşsiz bir katkı yaptı. Dünyayı açıklama ve değiştirme mücadelesinin birliği olarak devrimci eylem olmadan, işçilerin bir dönem mücadelesi önceki dönemin deneyimlerinden faydalanamaz. Engels, muhtemelen dünya tarihine burnunu sokan azgınca artan yoksulluğun üstü örtülemez dehşetiyle yüz yüze gelen bir çağın unsuru olduğu için çok genç yaşta eşitsizliğe ve adaletsizliğe sürekli büyüyen bir öfke duymaya başladı.

Çağla Oflas - Kapitalizm öncesinde feodal devlet, ister bir krallık, ister büyük bir imparatorluk olsun, onun uyruğundaki halklar bir devlet topluluğu oluşturmakta ancak ulusal bir birlik oluşturmamaktaydılar. Ulusların tarihi, devletlerin tarihine oranla çok daha yakın bir zamana uzanır. Uluslar tarih sahnesine 18. yüzyılda çıktı. 19. yüzyılda da tüm dünyaya yayıldı. Bu dönem aynı zamanda kapitalizmin dünya çapında egemen olduğu bir dönemdi. Kapitalizmin ideolojisi olan milliyetçilik tüm dünyaya 1789’da Fransa’da burjuvazinin iktidara gelmesiyle birlikte yayılmaya başladı. 

Ozan Tekin - Karl Marx’ın aile içinde ona “general” lakabını takması veya ABD’nin dış politikasını etkilemek üzere yayımlanan The National Interest (Ulusal Çıkar) dergisindeki bir yazıda onun 1. Dünya Savaşı’yla ilgili öngörülerinin “Avrupa’nın bütün devlet adamlarının ve askeri liderlerinin gelmekte olan felaketin doğasını ve etkilerini anlayamadığı” bir ortamda çok önemli olduğunun vurgulanması tesadüf değil.

Özdeş Özbay - Marx ve Engels’in devrimci teorilerini ilk kez net bir şekilde ortaya koydukları çalışma olan Alman İdeolojisi 1845 yazı ile 1846 yazı arasında Marx’ın sürgün olarak gittiği Brüksel’de yazıldı. Engels, Marx ile çalışabilmek için Brüksel’e gelmişti ve birlikte ilk kez bu kadar yoğun bir çalışma fırsatı bularak Marksist kuramın temellerini attılar. Ancak bu önemli çalışma 1932 yılına kadar maalesef gün yüzüne çıkmadı. Kendi düşüncelerini bu çalışma ile netleştirmiş olan Marx ve Engels bu çalışmayı yayınlamak yerine hızla yükselen işçi sınıfı hareketine müdahil olmaya çalıştılar.

Faruk Sevim - İşçi sınıfının sahip olduğu en önemli örgütlenmelerin başında sendikalar gelir. Sendikalar, kapitalizme karşı işçi sınıfının mücadelesinin bir ürünü olarak ortaya çıktı. Önceleri işçiler arasındaki dayanışma ve yardımlaşma ihtiyacını karşıladı, giderek kapitalizme karşı mücadelenin önemli araçlarından biri haline geldi. Genel olarak işçi sınıfının ekonomik haklarının savunulması görevini üstlenen sendikalar, mücadele politikleştiği oranda sınıfın politik bilincinin yükselmesinde de önemli rol oynadılar.

Meltem Oral - Mevcut olandan farklı toplumsal ilişkilerin hakim olduğu bir dünya ihtimaline dair tartışmalarda, sıkça karşımıza çıkan bir kavramdır, ütopya. TDK sözlüğe göre “gerçekleştirilmesi imkansız tasarı veya düşünce”. İşin tuhafı “mümkün olmayan” bu mefhum, ana akım siyaset tarafından antikapitalist mücadeleyi “küçümsemek” maksatıyla kullanılırken, bazı kapitalizm eleştirileri ütopyayı sempatiyle sahiplenir. Sosyalist bir toplumun mümkün olduğunu söyleyenlere “sizinki bir ütopya” denilerek, adeta Varolmayan Ülke’nin Peter Pan’ları oldukları ima edilir. 

Umut Mahir Özen - Friedrich Engels, Marx’ın ve dünya işçi sınıfının yeri doldurulamaz bir yoldaşıydı. Burjuva ideologlarınca Marx’ın “gölgesinde ve etkisinde kalmakla” eleştirilse de her zaman mütevazı bir tavır takınıyordu. Aşağıdaki satırlar onun bu yönünü ortaya koymaktadır: “Marx daha yüksekte durur ve daha ileriyi görürdü. Ve her şeyi hepimizden daha geniş bir perspektifle ve daha çabuk kavrardı. Marx bir dâhiydi. Biz ötekilerse en çoğundan yetenekliydik. O olmasaydı teori bugün olduğu kadar ilerlemiş olamazdı. Bu nedenle teori haklı olarak onun adını taşır.” Alman İdeolojisi

Kemal Başak - Sanayi ve finans sermayesini elinde bulunduran burjuvazi, 18. yy’dan itibaren siyasi olarak da güçlenmeye başlamış, Kuzey Amerika ve Britanya’da devlet aygıtını istediği şekilde yönetebilir hâle gelmişti. Ancak Kıta Avrupa’sında siyasi iktidarı elinde bulunduran toprak sahibi sınıf hâlâ burjuvazinin sermaye birikimini yoğunlaştırmasının ve yeni pazarları zapt etmesinin önünde engel teşkil ediyordu.

Burak Demir - Freidrich Engels, 28 Kasım 1820'de Almanya'da, varlıklı bir ailenin en büyük oğlu olarak doğdu. Ailevi sebeplerle lise eğitimini yarım bıraktı. Fakat felsefe ve politika üzerine okumaya devam etti. Alman ideolojisini ve özellikle de, evreni sürekli gelişmekte ve değişmekte olan bir süreç olarak gören Hegel'in fikirlerini benimsedi.