Meltem Oral - Mevcut olandan farklı toplumsal ilişkilerin hakim olduğu bir dünya ihtimaline dair tartışmalarda, sıkça karşımıza çıkan bir kavramdır, ütopya. TDK sözlüğe göre “gerçekleştirilmesi imkansız tasarı veya düşünce”. İşin tuhafı “mümkün olmayan” bu mefhum, ana akım siyaset tarafından antikapitalist mücadeleyi “küçümsemek” maksatıyla kullanılırken, bazı kapitalizm eleştirileri ütopyayı sempatiyle sahiplenir. Sosyalist bir toplumun mümkün olduğunu söyleyenlere “sizinki bir ütopya” denilerek, adeta Varolmayan Ülke’nin Peter Pan’ları oldukları ima edilir. 

Umut Mahir Özen - Friedrich Engels, Marx’ın ve dünya işçi sınıfının yeri doldurulamaz bir yoldaşıydı. Burjuva ideologlarınca Marx’ın “gölgesinde ve etkisinde kalmakla” eleştirilse de her zaman mütevazı bir tavır takınıyordu. Aşağıdaki satırlar onun bu yönünü ortaya koymaktadır: “Marx daha yüksekte durur ve daha ileriyi görürdü. Ve her şeyi hepimizden daha geniş bir perspektifle ve daha çabuk kavrardı. Marx bir dâhiydi. Biz ötekilerse en çoğundan yetenekliydik. O olmasaydı teori bugün olduğu kadar ilerlemiş olamazdı. Bu nedenle teori haklı olarak onun adını taşır.” Alman İdeolojisi

Kemal Başak - Sanayi ve finans sermayesini elinde bulunduran burjuvazi, 18. yy’dan itibaren siyasi olarak da güçlenmeye başlamış, Kuzey Amerika ve Britanya’da devlet aygıtını istediği şekilde yönetebilir hâle gelmişti. Ancak Kıta Avrupa’sında siyasi iktidarı elinde bulunduran toprak sahibi sınıf hâlâ burjuvazinin sermaye birikimini yoğunlaştırmasının ve yeni pazarları zapt etmesinin önünde engel teşkil ediyordu.

Burak Demir - Freidrich Engels, 28 Kasım 1820'de Almanya'da, varlıklı bir ailenin en büyük oğlu olarak doğdu. Ailevi sebeplerle lise eğitimini yarım bıraktı. Fakat felsefe ve politika üzerine okumaya devam etti. Alman ideolojisini ve özellikle de, evreni sürekli gelişmekte ve değişmekte olan bir süreç olarak gören Hegel'in fikirlerini benimsedi.

Şenol Karakaş - 31 Mart’ta AKP-MHP kazanmasın diye CHP-İP ittifakına oy vermeyeceğini ilan edenlere yönelik bir safdillik suçlaması yapıldığını düşünüp kızmıştım. Böyleleri var mıdır, CHP’li olup da "Sandığa gitmeyelim, zaten hile yapılacak, zaten sandıkla değişmez" diyen pesimist kalmış mıdır bilemiyorum ama sandığa gitmeme ihtimali yüksek olan kanadın AKP tabanı olduğu çok açık.

Volkan Akyıldırım - Rusya'da sosyalist devrimin Lenin'le birlikte lideri Lev Troçki'ye 20 Ağustos 1940'da sürgünde yaşadığı Meksika'da Stalinist rejimin bir ajanı tarafından suikast yapıldı. Troçki ertesi gün hayatını kaybetti. 1927'de parti üyeliğinden atılmış ve sürgün hayatı başlamıştı. Bolşevik geleneğin sürdürücüsü Sol Muhalefet devlet tarafından imha edilmiş, "Troçkist" denilen Bolşeviklerden hayatta kalanlar toplama kamplarına gönderilmişti. Devrimciler orada yaptıkları açlık grevlerinde ölürken, dünya komünist hareketinin çoğunluğu Stalinizm’i sosyalizm olarak gördü, destekledi. 

Lev Troçki - Stalinizm, Bolşevizmin doğal sonucu mudur? Bütün gericiler bunu ısrarla iddia etmektedir ve buna Stalin de sahip çıkmaktadır. Menşevikler, anarşistler ve kendini Markist olarak gören bazı sol doktrinerlerin hepsi buna inanmaktadır. Onlar diyorlar ki: "Biz bunu zaten tahmin ediyorduk. Diğer sosyalist partileri yasaklayarak işe başladıktan sonra anarşistlerin bastırılması, sovyetlerin (işçi konseyi bağlamında) içinde Bolşevik diktatörlüğün kurulması Ekim Devrimini ancak bürokrasinin diktatörlüğü ile sonuçlandırabilirdi. Stalin, Leninizmin hem devamcısı hem de iflasıdır."

Meltem Oral - 2008’de küresel finans sistemi krize girdi ve neoliberalizmin işlemediği sistemin savunucuları tarafından bile itiraf edilmeye başlandı. Krize karşı pek çok yerde tepki gelişmiş olmasına rağmen mücadelenin patladığı yer 2011’den itibaren Ortadoğu ülkeleri oldu. Tunus, Mısır, Libya’da sıradan insanların eylemiyle on yıllarca hüküm süren diktatörler birkaç günde devrildi. Yunanistan ve İspanya’daki Öfkeliler’in, ABD’deki İşgal Et hareketinin gözü, kulağı Arap devrimlerindeydi.

Canan Şahin - 1917 Rus devriminin zaferi ne yazık ki Avrupa’da büyük sosyal demokrat partiler olmasına rağmen bir dünya devrimine dönüşemedi. Bunun sebebi 1914’te kendi ülkelerinin ordularını desteklemiş olan sosyal demokrasinin tarihsel ihanetiydi. Birinci Dünya Savaşı’nın arkasından devrimci bir dalga Avrupa’yı yine sardı. Kasım 1918’de iktidar fiili olarak Almanya’da işci ve asker sovyetlerindeydi. Ama sosyal demokrasi iktidarı tabii ki almayı reddetti ve 1919’da devrim yenildi. 

Şenol Karakaş - Türkiye’de sol geleneğin bazı kesimleri üç temel hastalıktan muzdarip: Kemalizm, Stalinizm ve popülizm. Bugün güncel siyasetlerini belirlerken, hiçbir sol grup doğrudan Mustafa Kemal’den ya da Stalin’den alıntı yaparak yol haritasını tayin etmese de, sınıflar mücadelesini kavrayışını ve örgütlenme anlayışını, en azından politik alana seslenme biçimini belirleyen, Kemalizm ve Stalinizmin hafızlarda kök salan kavramsal cephaneliği oluyor.

Marksist düşünceye önemli katkılarda bulunmuş olan Lev Troçki’nin politik hayatı boyunca kaleme aldığı yüzlerce metin vardır. Bu metinlerin büyük bir bölümü kitaplaştırılmış ve farklı dillerde basılmıştır.

Tony Cliff, Türkiye’de daha çok Rusya’da Devlet Kapitalizmi eseriyle bilinir. Sovyetler Birliği’nin sosyalist değil kapitalist bir ülke olduğunu hem ekonomik verilere, hem de işçi sınıfının SSCB’deki durumuna dayandırarak anlattığı bu kitap dışında, Cliff'in Lenin ve Troçki üzerine yazdığı kapsamlı biyografileri de var.