Uludere (Roboski) katliamının 150. gününde, Barış İnisiyatifleri, İstanbul'da bir eylem yaparak ölen 34 kişiyi andı, katliamın sorumlularının bulunmasını ve cezalandırılmasını talep etti. Genelkurmay'ı ve TSK'ya operasyon yetkisini veren AKP'yi hedefe koyan barış aktivistleri, siyahlar giyinerek "Unutursak kalbimiz kurusun" dediler. İzmir'de de Yeni Anayasa için Barış Girişimi katliamda hayatını kaybedenlerin anıldığı bir etkinlik gerçekleştirdi.

Mobbinge, yani işyerinde patronların psikolojik tacizlerine karşı çıkan emekçiler harekete geçti. Kamu ve özel sektörde çalışan, sendikalı ve sendikasız işçi aktivistler bir kampanya başlattı. Kampanyanın çağrı metni için imza toplanmaya devam ediliyor. Kampanyanın şu ana kadarki imzacıları arasında Doğan Tarkan, Ferhat Kentel, Binnaz Toprak, Rıza Türmen, Roni Margulies, Nabi Yağcı, Yalçın Ergündoğan, Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Süreyya Önder, Ufuk Uras, Kerem Kabadayı, Şenol Karakaş, Ferdan Ergut, Cemil Ertem, Besim Delaloğlu, Tolga Tüzün, Ferda Keskin gibi birçok aydın, yazar, sanatçı, milletvekili ve aktivist bulunuyor. Kampanya için ayrıca 23 Mayıs'taki kamu emekçileri grevinde de imza toplandı ve kampanya yaygın bir ilgi gördü.

Kampanyanın bu haftaki toplantısı 25 Mayıs Cuma akşamı saat 17:30'da Sosyal Değişim Derneği'nde yapılacak.

28 Aralık gecesi Uludere’de (Roboski) Kuzey Irak’a geçen çoğu çocuk 34 köylü TSK’ya ait savaş uçaklarının bombardımanıyla katledildi. Uludere’nin sorumluları hala açığa çıkarılıp yargılanmadı. Katliamın 150. gününde yine sokağa çıkıyoruz. Hep birlikte hesap soralım!

Katliamın ardından ortaya dökülen gerçekler köylülerin Genelkurmay’dakiler tarafından bile bile öldürüldüğünü gösteriyor.

- Sınırdaki askeri birliklerin köylülerin diğer tarafa gidip geleceğinden haberi vardı.

- Heronlar sınırı geçenlerin silahsız olduğunu açıkça görüntülemişti ve bu görüntüler Batman, Malatya, Van ve Ankara'da naklen izleniyordu.

Uludere katliamının 120. gününde Barış İnisiyatifleri'nin çağrısıyla İstanbul'da Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelerek 17'si çocuk 34 kişinin ölümünün sorumlularının bulunamamasını protesto eden barış aktivistleri, 34 mum yakarak savaş uçaklarının bombardımanı sonucu hayatını kaybedenleri andı. Yapılan basın açıklamasında ise İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in istifası istenerek "Uludereler tekrar etmesin diye, hükümet Kürt sorununun çözümünde barışçıl adımları devreye sokmalıdır" denildi.

Galatasaray'dan Mis Sokak'a yürüyen barış yanlıları, "Kaza değil bu bir katliam", "Uludere halkı yalnız değildir", "İdris Naim Şahin istifa", "Kürtler Kürtçe konuşur", "Yaşasın halkların kardeşliği", "Katil devlet hesap verecek" sloganları attı.

"Çernobil'i unutmadık, nükleer istemiyoruz" diyen Küresel Eylem Grubu, Yeşiller Partisi, Greenpeace ve DSİP üyeleri bugün Galatasaray Meydanı'nda buluşarak bir gösteri düzenledi. Okunan basın açıklamasında, hükümetin ne Çernobil'deki ne de Fukuşima'daki facialara aldırmadığı vurgulanarak Sinop ve Akkuyu'da yapılması planlanan nükleer santraller protesto edildi.

Hiroşima şarkısı eşliğinde bayrakların sallandığı, "Nükleer değil; Güneş, rüzgâr istiyoruz" ve "Mersin nükleer istemiyor" pankartlarının açıldığı, "Nükleer mi? Hayır, teşekkürler" dövizlerinin taşıdığı eylem saat 15:00'te İstanbul'da Galatasaray Meydanı'nda başladı.

Türkiye’nin yaşadığı en karanlık dönemin sorumlusu Kenan Evren ve çete arkadaşı Tahsin Şahinkaya yargılanmaya başladı. Evren ve Şahinkaya’nın yargılanması uzun süredir sokaklara taşan darbe karşıtı hareketin ve 12 Eylül referandumunun bir sonucudur. 4 Nisan günü başlayan yargılama bazı dar çevrelerin hoşuna gitmedi ama halkın ezici çoğunluğu bu iki darbecinin yargılanmsını istiyordu. 12 Eylül referandumunda Yetmez ama Evet kampanyası sürdüren devrimci sosyalistler de 4 Nisan günü sloganları, döviz ve pankartları ile mahkeme salonunun önündeydi.

Tarihi davaya bir gün kaldı. Diktatör Evren ve dünyanın en zengin generali Şahinkaya 32 yıl sonra işledikleri insanlık suçlarının hesabını verecek. 12 Eylül'ün generallerini yargı yolunu 'yetmez ama evet' diyenler açtı. "Zamanaşımı yok yargılanacaklar" dedik yargılanıyorlar. 4 Nisan'da Ankara'da buluşalım, tüm darbecilerden hesap soralım.

50 kişiyi idam eden, 650 bin kişiyi gözlatına alıp işkenceden geçiren, sendikaları kapatan, grevleri yasaklayan darbeci Evren ve Şahinkaya sanık sandalyesine oturmamak için her yolu deniyor.

ABD savunma bakanı Leon Panetta, yeni ortaya çıkan bir rapora dayanarak İsrail’in önümüzdeki baharda İran’a saldıracağını iddia etti.

Washington Post gazetesi’nde yer alan haberde İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak'ın İran'a askeri müdahale olasılığı nedeniyle İsrail ve ABD'nin mayıs ayında planladığı füze tatbikatını ertelediği ve bu nedenle ABD'den özür dilediği belirtildi.

İsrail, yıllardır nükleer silahların ‘diğer’ ülkelerin eline geçmesinden tedirginlik duyan ve bu konuda cephe oluşturan muasır medeniyet seviyesindeki ülkelerin İran’a saldırırken yanında yer alması için uğraşırken; İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney uluslararası tüm baskılara rağmen İran'ın nükleer programından taviz vermeyeceklerini dile getirdi.

Nükleer enerji atomun parçalanmasıyla oluşur. Küçük atomlar kararlı yapıda oldukları için parçalanmaları zordur, bu yüzden nükleer enerji üretmek için ağır atomlar (uranyum gibi) kullanılır. Ağır atomlar radyoaktiftirler ve sürekli yüksek miktarda radyasyon yayarlar.

Parçalanan her ağır atom dışarıya yüksek miktarda enerji vererek diğer atomların da parçalanmalarına neden olur. Bu reaksiyon kontrol altına alınmazsa atomlar zincirleme olarak parçalanırlar ve çok yüksek miktarda enerji kontrolsüz bir şekilde açığa çıkar, ki atom bombaları da böyle çalışır.

Geçtiğimiz yıl, 11 Mart’ta Japonya’daki deprem ve tsunaminin etkisi ile Fukuşima Daiichi nükleer santralinin dört reaktöründen üçünde çekirdek erimesi meydana geldi. Bu da Çernobil kadar büyük bir nükleer kaza anlamına geliyordu.

Daha önce olan bütün nükleer kazalarda olduğu gibi yetkililer nükleer santrallerin ne kadar güvenli olduğunu kanıtlamak için açıklamalarda bulundular: “Çernobil’de büyük bir felaketin yaşanmasının nedeni, koruma kabının olmamasıydı, Three Mile Adasındaki kazada hiçbir radyoaktif madde açığa çıkmamıştı, Fransa’da nükleer atıkların yeniden işlendiği tesiste meydana gelen patlama ‘nükleer değil, endüstriyel kaza’ idi ve zaten tüp gaz patlaması olsa bile nükleer kazalara göre daha çok insan ölecekti.”