Çeviri: Mehmet Yıldız

Yayına Hazırlayan Betül Genç

Sayfa Tasarımı ve Kapak Gül Dönmez

Broşürü bu bağlantıdan PDF formatında okuyabilirsiniz.

Bu satırlar Irak’a karşı Batılı askeri güçlerin giriştikleri saldırı sırasında yazıldı. Büyük bir kaç devletin kendi çıkarlarını küçük devletlere dayatmak için zor’u en genel anlamda ve açıkça kullanmaları demek olan emperyalizm kendini gösteriyordu. Olayların bu şekilde gelişmesi çok daha dikkate değer çünkü dünyanın emperyalizm sonrası bir çağa girdiğine yaygın olarak inanıldığı bir döneme rastlıyordu. Bu inaniş iki önemli nedenle savunuluyordu.

Yıllarca bir kenarda unutulduktan sonra Küba tekrar ilgi odağı haline geldi. Özellikle Amerika'da, sağcı ideologlar ellerini oğuşturarak Fidel Kastro'nun sonunun gelmesini bekliyorlar. Soldaki kimileri içinse Kastro'nun ayakta kalması‚ tek bir ülkenin sınırları içinde başarı ile kurulabilecek bir sosyalizm kavramı açısından son umut. Doğu Avrupa rejimlerinin çöküşü dünya ekonomisinin 20. yüzyılın son on yılında  ulaşmış olduğu entegrasyon düzeyini ortaya koyarken‚ zayıf bir ada ekonomisinin savunulmasına dayanan global bir toplumsal değişim teorisinin dayanaksızlığı ortada. Daha da üzücü olanı‚ 1959 devriminden 30 yıl sonra Küba'nın hala kuşatma altında olduğu ve kendi ekonomik zayıflığının esiri olduğu gerçeğinin inatla reddedilmesi ve sosyalizmin savunusunun bu inkarcılığın üzerine kurulmaya çalışılması.

ABD Devlet Başkanı George Bush ve onu destekleyenlere bakılırsa Irak ve onun lideri Saddam Hüseyin insanlık için bir tehlike. ABD’nin iddialarına göre Irak’ın elinde kitle imha silahları var ve Usame Bin Ladin’in El Kaide örgütü gibi örgütlerle de işbirliği yaptığı için bunları her an kullanabilir. Her an dünyanın her hangi bir yerinde 11 Eylül benzeri ve hatta daha korkunç sonuçları olan bir eylem olabilir. Ya da Saddam her an komşularından birisine elindeki kitle imha silahları ile saldırabilir ve onbinlerce insanın ölümüne neden olabilir. Bu kadar çok korku senaryosundan sonra elbette Saddam’ı devirmek, Irak’ın elindeki kitle imha silahlarını almak gerekir.

Ralph Na­der’ın söz­le­riy­le ifa­de eder­sek, ‘Se­att­le, bir yol ay­rı­mı idi’. Dün­ya Ti­ca­ret Ör­gü­tü’nün üst dü­zey yö­ne­ti­ci­le­ri­nin bir ara­ya gel­dik­le­ri 1999 yı­lı Ka­sım ayı son­la­rın­da­ki zir­ve top­lan­tı­sı­nın çök­me­si­ne yol açan gös­te­ri­ler­den bu ya­na ge­çen za­man için­de, ge­liş­miş ka­pi­ta­list ül­ke­ler­de, kü­re­sel ka­pi­ta­liz­mi dün­ya­da­ki kö­tü­lük­le­rin kay­na­ğı ola­rak gö­ren, si­ya­sal açı­dan ak­tif bir de­vin­gen­lik için­de olan bir azın­lık ha­re­ke­ti, göz­le gö­rü­lür bi­çim­de ci­sim­leş­miş bu­lu­nu­yor. Yan­lı­şı bir bü­tün ola­rak sis­te­min ken­di­sin­de bu­lan söz ko­nu­su bu bü­tün­cül kav­ra­yış, bu ye­ni an­ti-ka­pi­ta­list ha­re­ke­ti, öz­gül so­run­lar­dan sa­de­ce bi­ri üze­rin­de yo­ğun­la­şan pro­tes­to kam­pan­ya­la­rın­dan ayırt eden özel­li­ği oluş­tu­ru­yor. Ye­ni Ame­ri­kan Baş­ka­nı Ge­or­ge W. Bush’un 20 Ocak’ta­ki ye­min tö­re­ni sı­ra­sın­da dü­zen­le­nen pro­tes­to­la­ra iliş­kin ola­rak Was­hing­ton Post ga­ze­te­sin­de ya­yın­la­nan bir ha­ber yo­rum, ha­re­ke­tin bu ye­ni ve ayırt edi­ci bo­yu­tu­na işa­ret edi­yor­du:

Bugün, dünya siyasetinin temel sorunu, Amerika’nın tek başına hareket etme eğilimidir. George Bush’un, 2001 yılının Ocak ayında başkan seçilmesinden bu yana, bu eğilim Amerikan yönetiminin en belirgin özelliği olarak görülmektedir. Seçimlerden hemen sonra, Bush’un, küresel ısınma konusundaki Kyoto protokolünün iptal edileceğini ilan etmesi Financial Times gazetesinde şu yorumun çıkmasına neden olmuştu: “Yurtiçinde liberalleşme ve yurtdışında tek başına hareket etme eğilimine sahip olması gösteriyor ki, bu hükümet, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en muhafazakar Amerikan hükümeti olacak.”1

Yeni bir özgürlük ve bolluk toplumuna geçiş, bir dünya işçi devletleri federasyonu ile, dünya çapında işçi iktidarı ile mümkün. Böyle bir toplum yaratmak isteyenlerin önündeki en önemli iş, aşağıdan sosyalizm bayrağını yükseltmek ve sosyalizm ile demokrasinin ayrılmazlığını savunmakdır. Sosyalizmin, demokratik özü ve insanın özgürleşmesi anlatılmalıdır.

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi; devrimci bir örgütün ve geleceğin sosyalist toplumunun,bugün yaşanan sınıf mücadelelerinin içinde belirginleşen özgürlük ve adalet mücadelelerinin aktif bir parçası olarak inşa edileceğini savunur. Bunun için var olan özgürlük mücadelelerinin katılımcısı olmakla yetinmeyiz, bu mücadeleleri bizzat inşa etmeye, geliştirmeye çalışırız. Üyelerimizin olduğu tüm ilçe ve illerde kapitalist sisteme ve onun dayattığı esnek ve güvencesiz iş koşullarına, sendikasızlaştırmaya karşı işçi sınıfının hakları için mücadele ederiz. Kürt halkının yanında özgürlük mücadelesinde yer alırız.