İlker Başbuğ, İstifa Et! sticky icon

Darbe planı altında imzası olan Dursun Çiçek'in tahliye kararı, Ergenekon soruşturmasının kapatılması için yapılan baskıların ve engelleme çabalarının yoğun bir şekilde devam ettiğini göstermektedir.

Toplumun çoğunluğunun gerçekliğinden kuşku duymadığı darbe planı Askeri Mahkeme tarafından sahte ilan edildi.

Genelkurmay Başkanı, kimseyi ikna edemeyen askeri yargının kararını destekledi ve toplumu kaosa sürükleme planını ‘kağıt parçası’ olarak nitelendirdi.

Sivil yargı görevini yaptı ve hakkında böylesine vahim iddiaların bulunduğu Çiçek’i tutukladı. Ancak Ergenekon zanlısı bir generalin eşinin “bizden” dediği 14. Mahkeme, Çiçek’i 18 saat sonra serbest bıraktı.

Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız Amerika’dan yaptığı açıklamada darbe planında imzası bulunan Dursun Çiçek’in “arkasındayız” diyor.

Tüm bu gelişmeler darbe planının ve genel olarak Ergenekon soruşturmasının tıpkı Şemdinli’de olduğu gibi üzerinin örtülmek istendiğini göstermektedir. Genelkurmay daha önce Ergenekon sanıklarıyla dayanışma sergilediği gibi bugün de Çiçek’in arkasında durmaktadır.

Dursun Çiçek sivil mahkemede yargılanmalıdır sticky icon

Askeri Mahkeme, Taraf gazetesinin yayınladığı darbe planının TSK tarafından hazırlanmadığını ve belgenin aslı olmadığını ileri sürerek andıçta imzası bulunan Albay Dursun Çiçek hakkındaki soruşturmayı kapattı.

Jandarma “yüzde 90” onun imzası demişti. Polis de aynı sonucu açıklamıştı. Varlığına kimsenin şaşırmadığı belge kırtasiye terimleriyle geçersiz ilan edildi.

Kimse şaşırmadı. Ergenekon’a karşı çıkan herkes Fettullahçı ilan edilirken, irtica haberleri rejim yanlısı medya tarafından tek tek bulunup verilirken, Ergenekon sanıkları askeri hastanelerden tahliye edilirken, Aleviler Sünnilere Türkler Kürtlere türlü girişimlerle kışkırtılırken kimse bu planın sahte olabileceğini düşünmedi. Genelkurmay Başkanı bile daha baştan belgenin sahte olacağını iddia edemedi.

Askeri Mahkeme kapatmış olabilir. Ama darbe belgesini soruşturmak zaten sivil mahkemelerin işidir.

Darbeciler Yargılanmalı sticky icon

Dün Taraf gazetesinde yayınlanan andıç, darbe girişimlerinin sona ermediğini gösteriyor. Darbeciler ayakta. Darbeciler çalışmaya devam ediyor. Andıçlar hazırlıyor, siyasete müdahale ediyor, öcü yaratarak, düşman icat ederek darbe girişimlerinde yargılanan subayları korumak istiyor.

Son andıç, darbe karşıtlarının mücadeleye ara vermemesinin ne kadar önemli olduğunu da gösteriyor.

DTP ve KESK'e Yönelik Operasyonlar Hakkında sticky icon

PKK'nin ilan ettiği ateşkesin bitimine 3 gün kala DTP'ye dönük operasyonlar sürüyor. Bu kez kamu emekçilerinin örgütü KESK'e dönük operasyonlar da yapıldı ve KESK Yürütme Kurulu üyesi Songül Morsümbül göz altına alındı.

Barışa ulaşmak için çabaların yoğunlaştığı bugünkü ortamda DTP'ye ve KESK'e dönük baskılar çok anlamlıdır.

Savaşın sürmesinden yana olanların bu girişimlerini şiddetle kınıyor ve operasyonların bir an önce bitirilmesini ve göz altına alınan herkesin derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

Devrimci Sosyalist İşçi Partisi

DSİP
Genel Başkanı

Doğan Tarkan

Marksizm 2009: 22-23-24 Mayıs sticky icon

Yeni bir dönem, yeni bir sol

Marksizm 2009, 22-23-24 Mayıs’ta İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleşiyor. Marksizm, dünyanın ve Türkiye’nin politik sorunlarının birçok başlıkta tartışılacağı Marksizm 2009’un ev sahipliğini DSİP yapıyor. Marksizm 2009’a ise kriz ve sosyalist bir çözüm tartışmaları damgasına vuracak.

Program yazının devamında

Kutuplaşma ve kitlesel sola duyulan ihtiyaç artıyor sticky icon

29 Mart seçimlerinin ilk etkileyici sonucu, Kürt sorununda DTP’siz bir çözümün mümkün olmadığının bir kez daha kanıtlanmış olmasıdır. DTP Kürt illerinde gücünü göstermiştir.

1 Mayıs DSİP değerlendirmesi: 2010’da 1 Mayıs’ta krizin sonuçlarına karşı eyleme

1 Mayıs 2009 günü İstanbul’da yüzlerce emekçi ve sosyalist polisin bütün saldırganlığına, bütün şiddetine rağmen Taksim’e girebildi. Bunun bir başarı olduğu açık.

1 Mayıs İşçi Sınıfının Birlik ve Dayanışma Günüdür

Dünya derin bir ekonomik kriz içinde. Şirketler batıyor. Milyonlarca insan işini kaybediyor. Yoksulluk artıyor. Patronlar krizi fırsat bilerek çalışma saatlerini arttırıyorlar. Emekçilerin durumu giderek kötüleşiyor.

Bütün veriler krizin daha da derinleşerek süreceğini gösteriyor. Belki de kapitalizm tarihinin en ağır krizlerinden birisini yaşıyor.

Krizin etkileri Türkiye’de de çok ağır. İşsizlik çığ gibi büyüyor. Bir çok fabrika 2-3 aylık tatil yapıyor, birçoğu kapanıyor. Sanayi krizden derin bir biçimde etkileniyor. Sendikalar hızla üye kaybediyor. Şimdiye kadar büyük bir direniş gelişmedi ama birçok işyerinde direnişler var.

Türkiye’nin gündeminde iki başka çok önemli konu var.

Birincisi Kürt sorunu.

29 Mart yerel seçimlerinin tek galibi DTP. AKP 29 Mart seçimlerini Kürt bölgelerinde bir referandum olarak ilan etti ve referandumu DTP’nin çizgisi kazandı. Yani Kürt kimliğinin tanınmasını isteyen, barış isteyen politika kazandı.

Hükümet Kürt sorununu Erbil’de yapılacak bir konferansla çözeceğini düşünüyor. Kürt seçmen çözümün “içerde” olduğunu açıkça gösterdi.

Türkiye’nin gündemindeki ikinci sorun darbe girişimleri ve Ergenekon Davası’dır.

Bir dizi darbe girişiminin yapılamak istendiği artık çok açıkça ortada.

Darbeler daima esas olarak işçileri ve emekçileri hedef alır. Onların mücadelesini geri iter, örgütlerini dağıtmaya çalışır. İşte 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat!

İnanın! Bir Darbe Girişimi Vardır!

Ergenekon davasının 13. soruşturma dalgasında bir dizi göz altılar yaşanırken Türkan Saylan’ın evinin aranması bir infial yarattı. Sendikalar, odalar, bazı aydınlar, gazeteciler, bildiğimiz kurumlara, “Ergenekon’un fasa fiso” olduğunu iddia eden kurumlara eklendiler.

Medya elbirliği ile Türkan Saylan’ın ve bazı rektörlerin soruşturulmasını ve göz altına alınmasını demokrasiye yönelik bir operasyon olarak suçladı.

CHP lideri yine faşizmden, Yarsav başkanı yine sıkıyönetim dönemi uygulamalarından bahsetti.

Nobranlıktan başlayan, miting düzenlemenin suç olamayacağından devam eden, bunun çağdaş yaşama karşı bir operasyon olduğuna kadar uzanan tezlerle yüksek ses çıkartan karmaşık koro Ergenekon’un ne olduğunu unutmuşa benziyor.

Şahinlikten vazgeçin: Barışa bir şans!

Kürt hareketinin eylemsizlik kararı aldığı günlerde DTP yöneticilerine, üyelerine, belediye yetkililerine ve Abdullah Öcalan’ın avukatlarına yönelik operasyonlar devletin Kürt sorununda savaşçı yöntemleri tercih etmeye devam edeceğini gösteriyor.

60 yıl yeter! Nato Dağıtılsın!

Dostlarımız